Bilişim ve iletişim teknolojilerine erişimin artış göstermesi çocuk ve ergenler arasında eskiden beri görülen ve okul iklimini olumsuz yönde etkileyen şiddet ve zorbalığın sanal ortama taşınmasına, siber zorbalık adı verilen yeni bir zorbalık türünün gelişmesine neden olmuştur. Bu araştırmanın temel amacı siber zorbalık ve mağduriyet için risk faktörlerini belirlemektir. Siber zorbalık, birey ya da grubun bilişim ve iletişim teknolojilerini diğer birey ya da gruba zarar verme amacı ile tekrarlayıcı biçimde ve kötü niyetle kullanması olarak tanımlanır.

Araştırmanın genel evrenini Bursa’nın Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde yer alan devlet ve özel liselerde öğrenim gören öğrencilerden oluşmaktadır.

Baba ile çatışmanın siber zorbalık açısından risk faktörü olduğu, anne ile kurulmuş olan yakınlığın ve annenin çocuğun davranışlarını izlemesinin siber zorbalığı önlemede ise daha etkili olduğu sonucuna araştırmadan elde edilen bulgularla ulaşmaktayız. Bunun sebebi Türk toplumunda annenin çocuğuyla daha çok ilgilenmesi olabilir.

Bu araştırmada olumsuz benlik tasarımının siber zorba/mağdur olma olasılığını arttırdığı bulunmuştur. Olumsuz benlik tasarımına sahip birey olumsuz düşüncelere sahiptir ve yaşadığı tüm olumsuz olayların kendisi ile ilgili olduğuna inanır.

Peki, aileler bu konu ile ilgili ne yapmalı?

· Çocukların sanal ortamdaki eylemleri aileler tarafından etkin bir biçimde izlenmelidir. Sanal ortamla birlikte gerçek yaşamın da (örneğin çocuğun kimlerle arkadaşlık kurduğunun denetlenmesi) etkin bir şekilde izlenmesi siber zorbalıkla mücadele için çok önemlidir. Çünkü sanal ortamdaki birçok davranış (örneğin internette tanıştığı birisiyle yüz yüze buluşma) gerçek yaşamla iç içedir.

· Çocuklar sadece internette kendilerini mutlu hissetmemeliler. Aileler çocuklarının internet dışında kendilerini mutlu hissedecekleri etkinlikler oluşturmalıdır.

http://acikerisim.uludag.edu.tr/jspui/bitstream/11452/4711/1/382052.pdf